Panik Bozukluk


Panik Bozukluğu


Panik bozukluk, yineleyici, beklenmedik panik ataklarıyla birlikte, ataklar arasında bazı uzun süreli belirtiler ve tutumlarla seyreden kronik gidişli bir anksiyete bozukluğudur. Mesleki ve sosyal işlevsellik açısından kişiyi zora sokan bu bozuklukta panik ataklar, gün içerisinde hiç beklenmedik bir yerde ve zamanda aniden ortaya çıkar ve 10 dakika içinde doruk noktasına ulaşacak şekilde şiddetlenir. Ataklar yaklaşık olarak 15-20 dakika sürebilmekle birlikte bazen birkaç dakika, bazen de bir veya birkaç saat sürebilir. Ayrıca,ara dönemlerde yeni bir panik atak geçirme endişesi (beklenti anksiyetesi) eşlik etmektedir.

Toplumda her on kişiden biri yaşamının bir döneminde, en az bir panik atağı yaşamaktadır. Ancak yineleyici panik ataklala giden panik bozukluğunun genel nüfusta yaygınlık oranı %1-2 olarak bildirilmiştir. Panik bozukluğu tipik olarak geç ergenlik ve erken erişkinlik döneminde başlamaktadır,buna rağmen çocukluk ve geç erişkinlik dönemi başlangıçlı olan vakalarda tanımlanmıştır. Kadınlarda daha sık görüldüğü bildirilmektedir.

Agarofobi


Agorofobi panik bozukluğuna ayrı bir tanı olarak eşlik edebilir veya etmeyebilir. Agorofobi; panik atak geldiğinde yardım alamayacağı veya kaçmanın zor olacağı yerlerde ve durumlarda bulunmaktan korku duyma ve kaçınma olarak tanımlanabilir. Bu yerler ve durumlar tek başına evin dışında olma, kalabalık bir ortamda bulunma ya da sırada bekleme, köprü üzerinde olma ve otobüs, tren ya da otomobile binme olarak örneklendirilebilir. genelde panik atak geçirdiğinde hızla uzaklaşmasının zor olduğu yerler ve durumlardır.

Panik Atak


Panik atak, aşağıdaki belirtilerden dördünün ya da daha fazlasının birden başladığı ve on dakika içinde en yüksek düzeye ulaştığı, ayrı bir yoğun korku ya da rahatsızlık duyma döneminin olması:

Panik Bozukluğun Tedavisi


Panik bozukluğun tedavisinde ilaç tedavisi ve psikoterapi teknikleri özellikle bilişsel davranışçı terapi kullanılır. ilaç tedavisi genellikle antidepresan ilaçlar olarak bilinen seratonejik veya noradrenerjik reseptörler üzerinden etki gösteren ilaçlarıdır. İlaç tedavisinin düzenli kullanımı ile belirtiler 2 hf-3hf içinde azalır. Bazı hastalarda destekleyici ilaçlara (benzodiyazepin, antipsikotik vs) kısa bir süre için ihtiyaç duyulabilir. Özellikle bağımlılık yapan benzodiyazepin grubu ilaçları 2 ay üstünde kullanmamak gerekir.Tedavi en az 6 ay sürer. Bilişsel Davranışçı Terapi hem hastalığın akut (alevli) döneminde, hem de hastalığın tekrarlamasını önlemede etkili bir psikoterapi türüdür. Genellikle ilaç tedavisine eklenir veya şiddetli olmayan hastalarda tek başına uygulanabilir.

Panik Bozukluğun Seyri


Panik bozukluğunun seyri ilaç tedavisi ve psikoterapi ( Bilişsel Davranışçı Terapi) birlikte yürütülürse oldukça iyidir. Özellikle ilaç tedavisini bitirdikten sonra tekrarlama riskini azaltmak için mutlaka psikoterapi tedaviye eklenmelidir.

Erken Tanı İpuçları


Aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastaların çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetlere panik atağı denir. Panik Atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar; çoğu zaman 10-30 dakika (seyrek olarak da 1 saate kadar) devam ettikten sonra kendiliğinden geçer. Birdenbire başlayan göğüs ağrısı, göğüste sıkışma, çarpıntı, nefes alamama, terleme, titreme, üşüme ya da ürperme, bazen de bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik; düşecek ya da bayılacakmış gibi olma, uyuşma ya da karıncalanma gibi belirtiler, kişiyi dehşet içinde bırakır. O an “kalp krizi” geçirdiğini ya da felç geçirdiğini zannederek yoğun bir “ölüm korkusu” ya da “felç olma korkusu” yaşar. Bazen de tuhaflık hissi, sersemlik, kendisini ya da çevresini garip veya değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, “kontrolünü kaybetmeye” ya da “çıldırmaya başladığını” düşünür. Hasta endişe ile yakınları tarafından en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan muayene, çekilen film, EKG, BT ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz, oksijen verilerek ya da “sakinleştirici” bir iğne yapılarak evine gönderilir. Hasta o an biraz rahatlamakla birlikte, her yeni atak ile acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene ve incelemeler yapılmasına ve hiçbir olumsuz sonuç bulunmamasına rağmen hasta bir türlü iyileşmez. Zamanla kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanır. Değişik doktorlarca defalarca muayene ve incelemeler yapılmasına rağmen herhangi bedensel bir hastalık saptanamaz. Bazen de hastaya yanlış tanı konularak, antibiyotik, nefes açıcı, çarpıntı ilacı, tansiyon ilacı ve vitamine kadar değişik ilaçlar ile tedavi edilmeye çalışılır, ancak sonuç alınamaz.

TANI


Bir panik atağında aşağıdaki belirtilerden en az 4 ya da daha fazlası bulunur.


Panik bozukluğunda ise 1 ay yada daha uzun süreyle tekrarlayıcı beklenmedik panik atakları ile ataklar arasındaki zamanlarda;

Erken tanının tedaviye, prognoza etkisi ve tedavinin ana hatları


Panik Bozukluğunda geç tanı; hastaya defalarca muayene ve inceleme yapılarak hem zaman hem de maddi kayba neden olmaktadır. Bu hastalığın erken tanısı; bazen hastaya yanlış tanı konularak, tedavi edilmeye çalışılması sonucunda oluşabilecek riskleri engelleyebilir. Bu konuda psikiyatri dışındaki branş hekimlerinin ve toplumun bilinçlendirilmesi önemlidir.

Panik Bozukluğunun tedavisinde, beyinde sinir hücrelerindeki bozuk olan hormon faaliyetlerini düzelterek panik atakları önleyen ilaçlar kullanılmaktadır. Aynı zamanda hastanın, aslında tamamen “zararsız” olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve bu belirtiler ile korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amacı ile “bilişsel-davranışçı terapi” yöntemi kullanılmaktadır.

Paylaş

Facebook Twitter Google+